Uludağ Kayak Merkezi hakkında son dönemdeki gelişmeler, Agri gündemini meşgul eden başlıca konular arasında yer alıyor. Ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla olayın arka planına bakıyor, şehrin beklentilerini değerlendiriyoruz.
göllerde yapılan zooplankton örneklemeleri sonucunda, Rotiferlerden (Tekerlek hayvanlar) 11 familya içerdiğine 7 takson, Kopepodlardan (Kürek ayaklılar) 3 familya içeriğinde 5 takson olmak üzere 36 takson saptanmıştır. Rotiferlerin istasyonlara göre dağılımlarına bakıldığında, 13 takson ile Kilimligöl'ün en zengin istasyon olduğu görülmektedir. Bunu 9 ve 8 takson ile Aynalıgöl, Karagöl ve Buzlu Göl izlemektedir. Rotiferler açısından en fakir istasyon ise 4 takson ile Heybeligöl olmuştur.
Antik çağın ilk tarihçilerinden Herodot (MÖ 490-420) yazdığı Herodot Tarihi isimli kitabında Uludağ, "Olympos" olarak geçer ve Olympos'ta Lydia kralı Kroisos'un oğlu Atys'in yaşadığı trajediyi anlatır. Herodot'tan 400 yıl sonra Amasya doğumlu coğrafyacı Strabon (MÖ 64-MS 21) yazdığı 17 kitaptan oluşan Coğrafya isimli kitabında Uludağ, Olympos ve Mysia Olympos'u olarak geçer. Strabon; "Mysia" isminin aslının Lydialılarda gürgen ağacı anlamına gelmekte olduğunu belirtir. Roma İmparatorluğu'nda resmi din Hristiyanlık olduktan sonra Uludağ'da 3. yüzyıldan sonra keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanmış ve manastırlar 8. yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır. Uludağ'da Nilüfer çayı ile Deliçay arasındaki vadi ve tepelerde 28 manastır kurulmuştur. Orhan Gazi Bursa'yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken,
Uludağ, Küçük Asya'da buzul oluşumlarının ilk olarak bulunduğu bir yüksekliktir. Gerçekten ülkemizdeki buzul devri izleri ilk olarak Uludağ'da ve 1904 yılında bulunmuştur.
Uludağ'ın en muhteşem ve en güzel sirklerini teşkil eden bu grubu üç sirk meydana getirir. Kütlenin en yüksek noktası Karatepe'nin (2550 m.) kuzey yamaçlarında kemirilmiş olan bu sirkler batıdan doğuya doğru Aynalı, Karagöl ve Kilimli adını alan birer göl tarafından teşekkül eder.
Bu gruba dahil olan iki sirk gölü vardır. Koğukdere Gölü ve Çaylıdere Gölü yer alır. Bu iki göle aynı zamanda "İkiz Sirk Gölü" de denmektedir. Bu sirkler 2500 metrelik Sığınaktepe'nin hemen kuzeyinde bulunurlar. Her iki sirkin ebatları hemen hemen aynı olup, yaklaşık 300 – 400 m. kadardır ve taban yükseltileri de 2200 metredir.
Pratik Öneriler ve Notlar
Akdağ: Denizli ve Afyonkarahisar illerinde, Çivril, Kızılören ve Sandıklı ilçeleri arasında kalan bir dağ. İki zirvesinden yüksek olanı 2446 metre, diğeri 2345 metre yüksekliğindedir. Ege Bölgesi'nin 2. en yüksek dağıdır.
Akdağ, çevresinde faylar bulunan, Çivril, Sandıklı, Dombay ve Dinar depresyonları arasında KB-GD yönlü bir horsttur. Akdağ'ın GB yönünde Işıklı Gölü yer alır. Dağdan gelen sular Kufi Çayı ile göle ulaşır, bu alanda balıkçılık gelişmiştir.
Öne çıkan bilgilere göre, akdağ, Samsun'un Ladik ilçesinde bulunan dağ. 2062 metrelik yüksekliği ile Samsun'un en yüksek noktasını bulunduran Akdağ ilin kış turizm merkezi durumundadır. 1675 metrelik kayak pisti ve 1300 metrelik telesiyeje sahip Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezinin bulunduğu dağ yapısından yamaç paraşütü, dağcılık ve yayla turizmi alanlarında yararlanılmaktadır. Ayrıca burada doğan bir su kaynağı bulunmakta olup şişelenmekte ve Ladik Akdağ Doğal Kaynak Suyu markasıyla satılmaktadır.
akdeniz iklim kuşağında yaygın olan her dem yeşil bir ağaççıktır. Makiliklerin tipik üyelerinden biridir. Boyu 3 m den uzundur ve 10 m ye varabilir. Salkım oluşturan mor renkli meyveleri 5 – 6 mm çapında küremsidir. Balıkesir yöresinde "Pıynar" olarak adlandırılır.
Güney Avrupa, Suriye ve Filistin'de yayılım gösterir. Türkiye'de Antalya, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Isparta, İstanbul, Muğla, Mersin, Sakarya, Sinop, Tekirdağ, Tokat, Amasya, Trabzon, Zonguldak yörelerinde görülür.
Bölgesel Etki Alanı
Belirtmek gerekir ki, yıllık ortalama Sıcaklık Zirveye doğru azalmakta yağış ise artmaktadır. Bursa'da (100 m) yıllık 14,6 °C olan ortalama sıcaklık ve 696,3 mm olan yıllık toplam yağış, Uludağ'ın kuzey yamacında bulunan Sarıalan meteoroloji istasyonunda (1620 m) 5,5 °C ve 1252,1 mm, Uludağ Zirve (oteller) meteoroloji istasyonunda (1877 m) 4,6 °C ve 1483,6 mm'ye ulaşır. Özellikle Kuzeye bakan tarafında Karadeniz iklimine benzer iklim gözlemlenir. Sarıalan, Bakacak, Çobankaya mevkilerinde yazın orografik yağış (yamaç yağışı) gözlemlenmektedir. Kar yağışlı gün sayısı da zirveye doğru artar. Sarıalan'da yıllık yağışın % 14,3'ü yazın düşerken bu oran Uludağ otellerde % 10,9'a, Bursa'da %10,4'e düşer. Bursa'da kar yağışlı gün sayısı 7,5 gün ve karla kaplı gün sayısı 9,4 gün iken Sarıalanda (1620 m) kar yağışlı gün s
Uludağ, ya da eski adıyla Keşiş Dağı Bursa ili sınırları içinde, 2.543 m yüksekliği ile Türkiye'nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağdır.
Karaçam ormanları arasında sarıçam, 2100 m'den sonra bodur ardıçlar, 2300 m kadar otsu türler ile temsil edilen Alpin bitkiler hakimdir. Dağın etek bölümlerinde meşe, kestane, çınar, ceviz ağaçlarına, 300–400 m kadar olan kısımda Akdeniz bitkilerine daha yukarılarda nemli orman bitkilerine rastlanır.
1500–2100 m arası: Uludağ köknarı, bodur ardıç, yaban mersini, ayı üzümü, yabani gül, geyik dikeni, çoban üzümü, söğüt, karaçam, kayın, gürgen, titrek kavak, sırımbağı, yoğurtotu, kekik, bitotu, misk soğanı, hindiba, bahar yıldızı, çok çiçekli gelincik, yabani elma.
Uludağ Kayak Merkezi başlığı, Agri için sadece bir gündem maddesi değil, aynı zamanda şehrin vizyonunu da yansıtan bir göstergedir. Bu tarz gelişmelerin toplumsal ve ekonomik yansımaları uzun vadede kendini gösterecektir.
Günün sonunda Agri ve çevresi, bu gelişmelerle birlikte daha görünür bir rol üstlenme potansiyeli taşıyor. Okuyucularımıza önerimiz; konunun farklı boyutlarını kendi perspektiflerinden değerlendirmeleri ve yerel kaynakları takipte kalmalarıdır.
Göllerde yapılan zooplankton örneklemeleri sonucunda, Rotiferlerden (Tekerlek hayvanlar) 11 familya içerdiğine 7 takson, Kopepodlardan (Kürek ayaklılar) 3 familya içeriğinde 5 takson olmak üzere 36 takson saptanmıştır. Rotiferlerin istasyonlara göre dağılımlarına bakıldığında, 13 takson ile Kilimligöl'ün en zengin istasyon olduğu görülmektedir. Bunu 9 ve 8 takson ile Aynalıgöl, Karagöl ve Buzlu Göl izlemektedir. Rotiferler açısından en fakir istasyon ise 4 takson ile Heybeligöl olmuştur.
Araştırmalar gösteriyor ki, antik çağın ilk tarihçilerinden Herodot (MÖ 490-420) yazdığı Herodot Tarihi isimli kitabında Uludağ, "Olympos" olarak geçer ve Olympos'ta Lydia kralı Kroisos'un oğlu Atys'in yaşadığı trajediyi anlatır. Herodot'tan 400 yıl sonra Amasya doğumlu coğrafyacı Strabon (MÖ 64-MS 21) yazdığı 17 kitaptan oluşan Coğrafya isimli kitabında Uludağ, Olympos ve Mysia Olympos'u olarak geçer. Strabon; "Mysia" isminin aslının Lydialılarda gürgen ağacı anlamına gelmekte olduğunu belirtir. Roma İmparatorluğu'nda resmi din Hristiyanlık olduktan sonra Uludağ'da 3. yüzyıldan sonra keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanmış ve manastırlar 8. yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır. Uludağ'da Nilüfer çayı ile Deliçay arasındaki vadi ve tepelerde 28 manastır kurulmuştur. Orhan Gazi Bursa'yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken,
Uludağ, Küçük Asya'da buzul oluşumlarının ilk olarak bulunduğu bir yüksekliktir. Gerçekten ülkemizdeki buzul devri izleri ilk olarak Uludağ'da ve 1904 yılında bulunmuştur.
Uludağ'ın en muhteşem ve en güzel sirklerini teşkil eden bu grubu üç sirk meydana getirir. Kütlenin en yüksek noktası Karatepe'nin (2550 m.) kuzey yamaçlarında kemirilmiş olan bu sirkler batıdan doğuya doğru Aynalı, Karagöl ve Kilimli adını alan birer göl tarafından teşekkül eder.
Bu gruba dahil olan iki sirk gölü vardır. Koğukdere Gölü ve Çaylıdere Gölü yer alır. Bu iki göle aynı zamanda "İkiz Sirk Gölü" de denmektedir. Bu sirkler 2500 metrelik Sığınaktepe'nin hemen kuzeyinde bulunurlar. Her iki sirkin ebatları hemen hemen aynı olup, yaklaşık 300 – 400 m. kadardır ve taban yükseltileri de 2200 metredir.